Kısa Metrajlı Film Gibiydi Dünya
Bu cinneti soldan giderken buldum, solgundu
Verdiği sır yüzüme yağmurun: damla biraz kurşun
Dişimin kovuklarına sığınan ağrı, gece, vuruluşu soğuğun
Gazete yanık, harlıyor güneşi kan ter, curcuna vesair
Ayak izlerimizde köpekler dolaşıyor iki ayaklı şimdi
Biz ne tarafa dönsek arkamızda kalıyor dünyanın leşi
Kimseden habersiz ölmek istiyorsam bir bildiğim vardır
Tutmamıştır münzevilik, dervişlik ve bil umum güzellik
Kuklamıza ölüm nedir öğretsin konuşmayı bilmeyen kötürüm cinler
Zarını kırsın en çetrefilli yanından kemikler yani bu kumarın
Rulet bu hani bir sen bir ben ölmesek her gün, ölür gibi yapmasak ya da
Ayağımıza geçirdiğimiz kadar bile değerli değil ki dünya
Ne süründüğümüz belli ne başımızı dik tutmayı öğrendik
Bir ömür bekledik geçerken uğrasın diye ölüm
Kestik caddeleri, uzayan yolları bir yerinden ve sesini faili meçhullerin
Giden dönmeyecekse gitmeliydik ki dönmeyi sevmeyen bizler
Yerinde duramayan aciz bir kütlenin üstünde gece gündüz dönerek
Hayır hayır yapamazdık, delirmek işten değildi…
Sevemezdik zira kısa metrajlı sıkıcı bir film gibiydi dünya
|